6.23.2006

Yarışmadı
Yenilmedi
Açık seçik
Sizle oynamadı
Gerilmedi
Sanılmasın yine basmış onu bulantılar
Yanılmasın öyle dalga geçen yabancılar
Ah eğleniyor kendi başına
Ah neşesi yeter
Ah umurunda mı sandın bu dünya
Ah neşesi yeter
Konuşmadı
Hiç duymadı
Açık seçik
Sizle takılmadı
Daralmadı
Ah eğleniyor kendi başına
Ah neşesi yeter
Ah umurunda mı sandın bu dünya
Ah neşesi yeter

......................................

Gidiyorum.. Giderayak .. Garip.. Bişeyler.. Oldu.. Bitmeyecek bir cümle başladı.. Üzüldüm..

6.14.2006


dün manyakça sarhoş oldum.. hala kendime geldiğim söylenemez.. midemde kasılmalar açılmalar..

Love, love is a verbLove is a doing wordFearless on my breathGentle impulsionShakes me makes me lighterFearless on my breathTeardrop on the fireFearless on my breathNine night of matterBlack flowers blossomFearless on my breathBlack flowers blossomFearless on my breathTeardrop on the fireFearless on my breathWater is my eyeMost faithful mirrorFearless on my breathTeardrop on the fire of a confessionFearless on my breathMost faithful mirrorFearless on my breathTeardrop on the fireFearless on my breathStumbling a littleStumbling a little

6.03.2006


Meksika filmlerinden bir gün düşmüş önümüze dün, onu yaşıyoruz bugün..
Hava basık. Zaman sanki üzerinde havanın basıklığı olabildiğince yavaş ilerliyor. Zaman yavaş, zaman geçmiyor. Hareketlerim havada asılı kalıyor gibi. Kolumu kaldırışım anlarla ilerliyor kare kare, Meksika filminin saniyelik sarı kareleri bunlar.. Rüzgar yok bu filmde. Ağırlık tuhaflık hakim.. Kendimi o sarı karelerin birinde boş boş televizyona bakan yanında ağır aksak çalışan bir vantilatör olan göbekli bir adama benzetiyorum. Kirli sakallıyım, iriyim, oturduğum koltukta kaykılmışım, koltuğa fazla gelmişim taşmışım biraz dışarı. O adamla bir farkım var, o da önümde boş boş baktığımın ders kitabı olması. Okusam ilerlemiyor. Dedim ya ağırlık sinmiş bu filme, herşeyde bir ağırlık var. Harfler bile ağır ağır diziliyor yanyana..
Galiba burdan kalkıp gitmek lazım.. ya da.. birilerinin kalkıp buraya gelmesi lazım.. bir basınç farkı lazım..

4.23.2006


karşındaki insana istediklerini yaptırtmak için onu ayrılmakla tehdit etmek ne kadar iğrenç bişey!
hep benim dediklerim olucak,
hep benim dediklerimi yapıcaksın
bu ilişkide bi tane sen bi tane de ben olmicaz
iki tane ben olucaz
çünkü ben kendime aşığım
sana değil..
çünkü sana aşık olmamı istiyorsan senden ayrılırım..

4.03.2006

Sessizlik cinayettir bazen!


Belki ellerine kan bulasmaz;belki gozlerini yumar,kulaklarini tikarsin;cigliklar parcalanir duvarlarinda...Kafani cevirirsin yardim nidalarina ya da elvedalara...Hic bir sey degissin istemezsin;yolunu tutmus,yukunu almissindir;paylasmayi bilmezsin...Kimsenin yerine koyamazsin kendini;ne anlamaya,ne anlandirmaya calismazsin bir seyleri...


Sevgiden,asktan,dostluktan dem vurup,ortak olmazsin sorunlarima...Her adim atisinda cekersin kendini geri; "konus!" derim,susarsin...Ya dusuncelerin yoktur kendine ait,ya korkarsin dusunduklerini soylemekten...Gercekten var misin,ihtiyacim oldugunda ortalikta gorunmezken...Nasil inanirim sana;hakliya "hakli",haksiza "haksiz" diyemezken...Sessizlikte bogulurken sesim;ancak fisildayarak soyleyebiliyorum: "sessizlik cinayettir!"

4.01.2006

ben küçük bir kız heyecanlı
oyuncaklarım tahtadandı
hepsi kırıldı
yapıştırdım..

hiç büyümicek küçük bir kızım, biliyorum
değişmek de istemiyorum
olduğunun ötesinde berisinde başka bir taraflarında
kendini göstermeye çabalayanları anlayamıyorum..
anlayamadığım bir sürü şey var

anlayabildiklerim bir gün batımı kadar güzel..



3.27.2006

hi cat
redcat
the-redcat
the-tired redcat
goodnight the-tired redcat..
çokkkk yorgunum..
günlerdir böyleyim..
ama bugün ablam geldi buraya!
ablamı gördümm, çok özlemişim çokkk..!
yüzünü hafızama kazımak istedim..uzun zaman olmuş sanki görüşmeyeli
gibi geldi yüzü, yıllar geçmiş sanki..
yarın da görsem..

3.23.2006

hava güzelse pencereyi aç
rüzgar da varsa hafif bırak essin odanda
ruhunu törpülesin
alsın aklındaki karışıklıkları
bir dinginlik bıraksın..

3.22.2006

  1. ?
  2. ?
  3. :S

yoruldum masanın başında oturmaktan, bi işe de yaramadım bütün gün..

nereye koşuyorsun nereye?

iyigeceler..

bir enerji patlaması yaşarsın, ardından yorgunluk gelir,
göz kapakların kapanmaya başlar, elin yavaşlar klavyeyi
kullanmak zorlaşır..
yatak iki metre uzağındadır, gidemezsin..

done, or not?
:S