üzgün
henüz bitmemiş ama biteceği kesin olan
kesinliğinden ötürü hüznü erken bastıran bişey bu
yarılamıs olmak bile üzücü
hayattan hep daha fazlasını istemiyor muyuz?
o da olsun bu da olsun
biraz daha biraz daha izin ver bana
kalmak istiyorum
bitmesini istemiyorum
aitliğe yaklaşmışken gitmek istemiyorum
evet daha fazlasını istiyorum
beni bana bazen sevdirmeyen ama hayattan ögrendiğim bu
ben buyum
herzamnaki gibi
ben
buyum
mutlu bırak beni burda
zamanı emmek
posasını da zihnim de götürmek istiyorum.
Another turning point;
a fork stuck in the road.
Time grabs you by the wrist;
directs you where to go.
So make the best of this test
and don't ask why.
It's not a question
but a lesson learned in time.
It's something unpredictable
but in the end it's right.
I hope you had the time of your life.
So take the photographs
and still frames in your mind.
Hang it on a shelf
In good health and good time.
Tattoos of memories
and dead skin on trial.
For what it's worth,
it was worth all the while.
It's something unpredictable
but in the end it's right.
I hope you had the time of your life.
It's something unpredictable
but in the end it's right.
I hope you had the time of your life.
It's something unpredictable
but in the end it's right.
I hope you had the time of your life.
11.24.2006
11.13.2006
11.10.2006
kiraz - kivi
Camından parlak altın sarısı güneş ışınları saçılan deli saçması'ları' bir trende uzayıp kendimle gidebilirim kilometrelerce. bilmediğim dillerin yanımda konuşulmasından hoşlanabilirim. gözlerimi üçe kadar sayıp sözcüklerimi açabilirim kamuoyuna en özelimden çıkıp bir anda. beklenmeyenleri yapıp beklenenleri inadına ertelerim. sesli harflerden sesizleri çıkarırım 5 ile çarparım yanıp sönen fenerlerden inci kolye yapar boynuma takarım. selam verdiğim yüzlere milyon kere gülümseyip üstü omomatiğe batırılmış şekerlemeler yiyebilirim. dıgının dıgından davetli oldugum bir yerdeki bütün içkileri içip çekip gitmeyi isteyebilirim. saadeti uygunsuz kollarda arayan da ben olabilirm güvenle uykuya dalabileceğim bir omuzda arayan da. ben ben ben kulaklarıma küpe diye kiraz takıp dolaşan bir çocuktum ve ben hala o görünmez kirazları kulagımda taşıyorum. işte bu yüzden kanım kiraz gibidir benim, tadım kirazla kivi karışımıdır. kivi nerden mi çıktı? bilmiyorum hafif mayhoşluktan olabilir.
Camından parlak altın sarısı güneş ışınları saçılan deli saçması'ları' bir trende uzayıp kendimle gidebilirim kilometrelerce. bilmediğim dillerin yanımda konuşulmasından hoşlanabilirim. gözlerimi üçe kadar sayıp sözcüklerimi açabilirim kamuoyuna en özelimden çıkıp bir anda. beklenmeyenleri yapıp beklenenleri inadına ertelerim. sesli harflerden sesizleri çıkarırım 5 ile çarparım yanıp sönen fenerlerden inci kolye yapar boynuma takarım. selam verdiğim yüzlere milyon kere gülümseyip üstü omomatiğe batırılmış şekerlemeler yiyebilirim. dıgının dıgından davetli oldugum bir yerdeki bütün içkileri içip çekip gitmeyi isteyebilirim. saadeti uygunsuz kollarda arayan da ben olabilirm güvenle uykuya dalabileceğim bir omuzda arayan da. ben ben ben kulaklarıma küpe diye kiraz takıp dolaşan bir çocuktum ve ben hala o görünmez kirazları kulagımda taşıyorum. işte bu yüzden kanım kiraz gibidir benim, tadım kirazla kivi karışımıdır. kivi nerden mi çıktı? bilmiyorum hafif mayhoşluktan olabilir.
11.05.2006
11.04.2006
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)